Bir gun ben de kazanmaya baslicam. Ama o gun bugun degil. Fakat, o gunun bugun olmamasi, yarin olmayacagi anlamina gelmiyor ki.

buhran

aklimin bos, kafamin rahat oldugu zamanlari cok ozledim. her ne kadar aksini kendime yapan yine ben olsam da.

:@

ahkam. en nefret ettigim.

cansirin:

Bi pismanlik bi ozlem bi gec kalmislik hissiyle uzandim yataga. Isigi kapattim, sadece telefonumun isigi aydinlatiyordu beni. Bu isik sadece yuzumu, elimi, bedenimi aydinlatiyordu peki ya zihnim? Peki ya dusuncelerim? Dusuncelerimi aydinlatacak bir isik kaynagi bulmaliydim. Bulursam eger zihnim…

sanki biraz garip.

bazen neyi farkediyorum biliyor musun? icimdeki, cocugun falan degil, insanin yavas yavas eridigini. boyle sanki bi siringa baglanmis ruhuma, boyle ufak ufak cekiyorlar. ama o kadar yavas yavas yapiyorlar ki, geri donup bakincaya kadar dikkatlice, farkedemiyorum hic biseyi. ve bunun sorumlulari var. bu sorumlulari cezalandirmak istiyorum. gercekten. boyle cilginca cezalarini ceksinler istiyorum. ama yapamiyorum. cunku o zaman biliyorum ki, siringayla ceke ceke degil; bir cirpida biter icimdeki insan. ondan sonra ne ben onumu gorurum, ne de baskasi durdurabilir beni.

kesin tesla yenicek olm bu sefer.

kesin tesla yenicek olm bu sefer.

(Source: zero1infinity)

Hayatta bazi seyler vardir yokolmasin diye kullanmaya kiyamazsin. Ama unutulan sey ise; bardagin icindeki kahve sen izin verirsen eger soguyacaktir. Hayatta bu fotograftaki gibi aslinda. Ne mutlu ki ben, bana bunu, hayattaki her seyin emek istedigini, hatirlatan, ve bunu kolay yolla degil, siirsel hale getiren bir sevgilim var. Ve ben o kahve sogumasin diye gotumu yirtmaktan buyuk bir keyif aliyorum.

Hayatta bazi seyler vardir yokolmasin diye kullanmaya kiyamazsin. Ama unutulan sey ise; bardagin icindeki kahve sen izin verirsen eger soguyacaktir. Hayatta bu fotograftaki gibi aslinda. Ne mutlu ki ben, bana bunu, hayattaki her seyin emek istedigini, hatirlatan, ve bunu kolay yolla degil, siirsel hale getiren bir sevgilim var. Ve ben o kahve sogumasin diye gotumu yirtmaktan buyuk bir keyif aliyorum.

o cocuk.

gecmisteki bir cocugun hikayesi bu. gelecege cesurca bakan, onu hic kimsenin yok edemeyecegini, yok etmekten ote, korkutamayacagindan emin. teni heyecaniyla adeta kavrulan, gozleri ise soguk kanliligindan kaynaklaniyor olsa gerek, buz gibi bakan. evinde oturmaktan cok sikilir, ama disaridaki insanlarin yapmacikliklarindansa midesi bulunarmis bu cocugun. o yuzden, kendi kendine disarida yalniz olmayi ogretmis.

evinden cok uzak olmayan ama bir o kadar da yakin olmayan okuluna giderken, kendi kendine yasamis sokaklarda. o kadar kararliymis ki, dunyayi etkileyen bir insan olmaya. mukemmeliyetci olmus cikmis bir yandan. etrafindaki kimseyi kendine layik gormediginden olsa gerek, ne bir arkadasi, ne bir sevgilisi olmus. onu okula baglayan tek seymis yeni bir seyler ogrenme ve bunu hayatinda mutlaka kullanma arzusu. fakat gunler haftalara baglanirken, okul da zirvalik olarak gozukmeye baslamis kendisine. kendisi bu kadar mukemmelken, etrafindaki hic bir insan ona layik olamayacakken neden o kendisine layik olmayan insanlardan birinden, kendisine ogretmen diyen insanlardan, etrafindaki herkes gibi ayni egitimi aliyor olusunu sorgulamaya baslamis. bu dusunceler o kadar agir basmaya baslamis ki artik, sadece evden okula ve okuldan eve yururken ki hayal dolu dakikalari icin yasamaya baslamis. gun gectikce daha uzun yuruyebilmek icin erken kalkmaya ve okuldan sonraysa evine cok gec gitmeye baslamis, butun alternatif yollari biliyormus iki hedef arasindaki.

Yine gunlerden bir gun, ki kendisinin dogum gunuymus, kimsenin tanimadigi ve kimseyi tanimaya tenezzul etmeyen bu cocuk, okulundan cikip eve yururken, nasil onemli bir insan olacaginin hayallerini kurup, gercek dunyadan uzaklasmisken, tam evine varmak uzereyken, dalginliginin, daha dogrusu gercek dunyadan uzaklasisinin dinginligi ile karsidan karsiya gecerken, ne sagina ne de soluna bakmadan atlamis caddeye. dolayisiyla ona dogru hizla gelen arabayi ne gormus ne de duymus. surucu cocugu gorup frenlere asilsa bile artik her sey icin cok gecmis. 

Metalin, sicak insan etiyle bulustugu anda, cocugun ayaklari yerden kesilip kafasi sabit kalmis. ayaklar 180 derece yukari kalktiktan sonra, duran arabanin once on camina sonra da kaputa kafasini carpan cocuk attigi taklalarin da etkisiyle daha zemini gormeden her seyden emin olmus. Mukemmeliyetci oldugu kadar da gercekci olan bu cocuk, olmek uzere oldugunu anladiktan sonra, aslinda herkesin yalan soyledigini ve hayatinin hic bir sekilde gozlerinin onunden gecmedigini kavradiktan sonra, sinir bozucu bir gulumseme yerlestirip bu saniyenin 10’da biri kadarlik bir sureye denk gelene surede, tas zeminle bulusmus. agzindan kanlar yavasca suzulmeye baslarkan, agzindan dokulen son sozcukler ise: “Ben zaten bu dunyaya gore fazla mukemmeldim.” olmus.

Kitaplik.

Bugun aldigim bir kitabi, icinde hic kitap bulunmayan kitapligima koyarken farkettim ki; hayatta en cok istedigim seylerden biri ici cilginca dolu, duvarlari kaplayan, hepsi teker teker okunmus kitaplarla dolu bir kitaplik. Evet bunu cok istiyorum ve bunu yapicam. Bu benim hayatimda aldigim, yapacagimdan emin oldugum sayili kararlardan biri.

23kasim2011

23 Kasim 2011. En guzel gununde uzaklardayim senden ben.

“What’s it like in Binghamton. I am thousand miles away but girl tonight you look so pretty. Yes you do!”

Ben ise aptalligima doyamiyorum buralarda. bir hediye ne kadar zor olabilir ki degil mi? olmadi iste. essekligim sagolsun. ama. belki bu sekilde biraz da olsun affettirebilirim sana kendimi diye dusunmekteyim.

Arsal.

Sen bana ne yaptin biliyo musun? Sen bana bir suru hediye aldin. Bir suru hediye yaptin hatta. Sevgini koydun icine, safligini. Ama her seyden onemlisi var Arsal. Sen bana yeni bir hayat hediye ettin. Sen bana kalbini verdin. Sen bana tekrar mutlu olmayi ogrettin. Hem de neye karsilik? Sadece dedim ki sana “Ben her zaman, sen istedigin surece, hep burda olucam.”. sen bunu duydun ve o gunden itibaren, bambaska bi hayat yasadik seninle biz.

Ilk kavgamizin uzerinden 1 sene gecmis oldu boylece :) ardi arkasi gelmeyen kavgalarimizin ilki. ama dedim ya hep sevdim ben kavga etmeyi. neden etmicez ki kavga? kavga etmeyen ciftler mi en super ciftler? hayir. 15ekim2010’dan oncesini dusunuyorum bazen. Nasil bir adamdim diye? Hatirlamiyorum arsal. Artik 15ekim2010’dan sonra olan ben, yeni ve tek benim. asil simdi degismek istemiyorum. asil simdi oldugum adamdan cok memnunum. ve bunun tek bir sebebi var. O da sensin!

Arsal.

Askim.

21. yas gununde yaninda degilim. Ama bundan sonra her hangi bir aksilik olmazsa eger, hep yaninda olucam. her yas gununde. ha tabi unutmamak lazim, sen bana izin verdigin surece.

Bitanem. Dogum gunun kutlu olsun. Seni cok seviyorum.

bugun sen.

yazarken kaybolan, kayboldugunda yazan bi adam olmak istedim hep ben.

sonra sen cok geldin. ben kaybetmeyi unuttum.

rabiasozkes:

technically, the glass is always full

rabiasozkes:

technically, the glass is always full


1 2 3 4 5 6 7 8 9 »
Paper Edge
Design by Athenability
Powered by Tumblr